Merhaba Ziyaretçi; Bugün Saat
Kamu Reformu ve Karadeniz

 

Sinan GÜVENDİ

 

Kamu Reformu ve Karadeniz

 

Giresun’un şanlı geçmişine rağmen, gerek altyapı yatırımlarından payını alamaması, gerek siyasette etkin olamaması dolayısıyla mevcut ekonomik potansiyelini de kullanamaması, bizim gibi amatörleri bile bu konularda kafa yormaya yöneltti.

 

Aslına bakarsanız, Giresun’daki sorunların büyük bölümü Anadolu’nun başka yerlerinde de var. Hükümet Şırnak ve Hakkari il merkezlerinin değiştirilmesi için çalışma yapıyor, keşke tüm illeri birlikte düşünselerdi. Daha önce bütünşehir ve Karadeniz modeli yazılarımda da dile getirdiğim gibi, sorun büyük oranda yapısal, burada Giresun’un tek farkı, başka illere göre daha az yatırım alması ve Karadeniz coğrafyasının farklı olması dolayısıyla hep üzerinde durduğum Karadeniz bölgesindeki illerin, ülkenin diğer yerlerinden farklı olarak düşünülüp ele alınması konusudur. Mesela il merkezleri yerine, Tirebolu, Beşikdüzü, Ardeşen ve Arhavi ilçelerini büyütmek gerekir çünkü coğrafya bunu zorunlu kılıyor. İster Giresun özelinde düşünelim, isterse Türkiye genelinde, kapsamlı bir kamu reformu şart gözükmektedir.

 

TÜİK’in son yıllardaki nüfus istatistiklerine bakılırsa, Anadolu mütemadiyen batıya göçüyor. Bu durum bir ölçüde kabul edilebilir belki ama bunun bir sonu olması gerekmez mi? Marmara’da sanayi var, Ege’de ve Akdeniz’de tarım turizm vs var, ama Karadeniz’de, Doğuanadolu’da da farklı avantajlar var. Bu gün etin kilosunu 35 tl den tüketiyorsak, Karadeniz yaylaları ve Doğuanadolu stepleri oradan bize bakıyorlarsa, oturup düşünmek lazım. Fındıkta dünyada tekeliz ama hala Giresun’da bir çikolata markamız yoksa oturup düşünmek lazım. Yani imkan var ama altyapı ve planlama yok. İstanbul trafiği içinden çıkılmaz hale geldi, çözüm İstanbul’da değil Anadolu’dadır, İstanbul’a yapılan yatırımın yarısıyla Anadolu’da çok daha fazla sonuç elde edersiniz. Tirebolu Torul yolu 40 yıldır işler bir yol haline getirilemedi, Eğribel yolu ve tüneli de öyle olunca haliyle deniz ticaretinden pay alamıyorsunuz, seka’yı kaybettik ama arazisine OSB yerine konut yapılıyor, Tirebolu bölgesine yani 8 tane ilçenin ortasına hala bir OSB yapılamadı. Yani komple İstanbul’a mı göçelim?

 

Karadeniz’de kırsal nüfus hızla sahile kayıyor. Ordu ve Trabzon büyükşehir oldu, bu illerin tüm sahillerinde imar tek elden yürüyor, ama Giresun’da, Rize’de farklı. Pekiyi Perşembe ile Tirebolu’nun nicel ya da nitel ne farkı var? Eğitimli nüfus memleketi terk ediyor, yılda 3 gün feshanede kabuk kırıyoruz 362 gün kabuk bizi kırıyor yani ne tarafından tutsanız elinizde kalıyor.

 

Havaalanının geçte olsa açılması, Şebinkarahisar’da ceviz konusundaki gelişmeler ve Üniversitenin geldiği nokta umut verici gelişmelerdir fakat bunlar devede kulak değil, bize radikal önlemler, radikal projeler gereklidir. Mesela Şebinkarahisar’daki tüm ekilebilir arazilerin bir iki yıl içinde ceviz ormanına dönüştürülmesi, Üniversitenin öğrenci sayısının, 2 veya 3 yıl içerisinde 40.000 i geçmesi, Sahilde 1200 rakıma kadar tüm arazilerin köylüye tapu edilmesi, Harşıt yolu ve Eğribel yolunun yapımına ivedilikle başlanması vs, vs. Büyükşehir yasası eksiklerine rağmen bence üzerinde durulması gereken bir konudur. Yani plan, plan, plan.

 

Yukarıda ortaya koyduğumuz sorunların büyük çoğunluğu, görüldüğü gibi yapısaldır ve birinci derecede hükümete endeksli sorunlardır.  Devletten ya da hükümetlerden yatırım yapmasını ve ilimizi kalkındırmasını beklediğimiz sanılmasın, hükümetten beklentimiz altyapının hazırlanması ve gerisinin bölge insanına bırakılmasıdır. Hepsi hepsi 2 yol (Harşıt yolu ve Eğribel yolu) 2 sanayi (Tirebolu ve Şebinkarahisar). Nereden bakarsanız bakın Türkiye’de kamu reformu şarttır ve kamuda çalışacak insanlarda da liyakat gerekmektedir.

 

1-Eğer bütünşehir uygulaması tuttuysa ve bunda ısrar edilecekse, o zaman il sayısı 40 veya 50 civarına düşürülerek hem nüfus hem de coğrafya kriterine göre tüm iller bütünşehir yapılabilir, yerel yönetimler daha da güçlendirilip, kalkınma ve rekabet yerelden başlatılabilir. Bu şekilde olursa her bir ilin nüfusu en az 78.741.053/550 =  143.165 x 3 = 429.496 (yani 3 milletvekili) olmalıdır. (En büyük ilçe nüfusu da 429.000 i geçmemelidir). Milletvekillerini her ilde aynı sayıda kişi seçmeli ve her il en az 3 milletvekili çıkarabilmelidir.

 

Buna paralel olarak, tüm bölge müdürlüklerine karşılık il müdürlükleri benimsenebilir. Orman köylerinin statüsü korunarak diğer tüm köyler ilçe belediyelerine bağlanabilir. Yerel ulaşım komple raylı sisteme çevrilip, Hava ulaşımı yeni sisteme göre düzenlenebilir. Vs, vs.

 

2-Eğer bütünşehir uygulamasında tereddüt var ise, yine 50 il temelinde nüfus ve coğrafyası uygun iller bütünşehir, diğer illerin hepsi eski sistemle büyükşehir yapılabilir. Bu durumda il ve ilçe sınırları genişletilerek, yerel yönetim yine güçlendirilebilir. Merkez nüfusu 425.000 olan Elazığ’ın, 359.000 olan Sivas’ın, 290.000 olan Adıyaman’ın, 283.000 olan Afyonkarahisar’ın büyükşehir olmaması düşünülemez. Kaldı ki bu merkezlere yakın ilçeleri de katarsanız çok daha büyük bir nüfus karşınıza çıkar. Yani bu durumda yine il merkezleri ve ilçe merkezleri genişletilebilir.

 

Bunu Karadeniz özelinde düşünürseniz, Mesela Giresun’un merkez nüfusunun 128.779 olması sizi yanıltmasın çünkü Karadeniz’de ki iller Türkiye’nin başka yerlerinden farklıdır. Giresun merkez, Bulancak, Piraziz, Keşap ve hatta Dereli ilçeleriyle adeta bitişiktir. Bu şekilde düşünürsek Giresun’un gerçek nüfusu: 250.000 dir. Ayrıca eski sistem ile büyükşehir olarak düşünürsek, tüm sahil ilçelerinin anakente bağlanması gerekir çünkü en uzak olan Eynesil ilçesi yalnızca 76 km’dir, yani en az 350.000 nüfusa ulaşırız. Ulaşım ya da hizmet süresi ise bir saatin altındadır. Dolayısıyla Giresun nicel olarak büyükşehir olma potansiyeline sahiptir ve coğrafi olarak düşünürsek de büyükşehir, özellikle sahildeki ulaşım, imar ve iskan açısından çok gerekli ve zorunludur, çünkü Piraziz’den Eynesil’e kadar tüm sahil mütemadiyen yerleşim alanıdır.

 

Çanakkale için düşünürseniz (egede bütünşehir olmayan tek il) yine karşınıza en az 300.000 nüfus çıkar, Zonguldak ile Bartın ise bırakın büyükşehiri, bütünşehir koşullarındadır.

 

3-Eğer bütünşehir temelinde sadece belediye hizmetlerinde sorun var ise, Örneğin; Mersin’den 224 km mesafedeki Anamur’a ve ya Balıkesir’den 127 km mesafedeki Ayvalık’a hizmet iletmek kolay değil ise, yine 40 veya 50 il ile yaklaşık 90 veya 100 çevre belediye temelinde, bazı illerde 2 bazı illerde 3 çevre belediyesi şeklinde yapılandırma da düşünülebilir, yani bu durumda yine tüm köy ve mahalleler, 50 il 90 şehir şeklinde (metropol ilçeler hariç) çevre belediyelerine bağlanabilir,  Örneğin; Bu durumda Mersin ilini 1-Merkez, 2-Silifke olarak 2 çevre belediyesi şeklinde düşünebiliriz. Veya Balıkesir’i, Merkez, Bandırma ve Edremit olarak 3 çevre belediyesi şeklinde düşünebiliriz.

 

4-Çevre belediyesi şeklinde düşünmek yerine, direkt olarak il sayısını + – 90 yaparak (yine nüfus ve coğrafya kriterine göre), her bir il nüfusunu en az 286.000 (iki milletvekili) düşünüp, yine tüm illeri bütünşehir yapmak da mümkün. Ancak bu şekilde hem bürokrasi hem de kentleşme olumsuz etkilenebilir. Böyle olsa bile bu günkü nüfusu 286.000 in altındaki iller yine komşu illerle birleştirilip, hem nüfus ölçüsüne uyan hem de il merkezine uzak şehirlerin il yapılması gerekir. Örneğin, Silifke, Gebze, Bandırma, Elbistan, Silivri ya da Büyükçekmece vs, gibi.

 

Bu dört durumda da, ister bütünşehir olsun ister eski anlamda yani sahil ilçeleriyle birlikte büyükşehir olsun isterse de çevre belediyesi veya 90 il şeklinde olsun; Giresun’da, Rize’de, Çanakkale’de vb, sahil kısmının imarının tek elden takip edilmesi ve sahildeki ulaşımın tek elden, düzenli ve ucuz şekilde disipline edilmesi şarttır. Bu hem dağınık şekilde yapılaşmak zorunda olan üniversite için, hem de sahilde kesintisiz yerleşimden dolayı zorunludur. Yani tüm illerin büyükşehir olması zorunludur.

 

Örneğin, Giresun Espiye’de oturan bir öğrencinin 1,5 veya 2 tl ödeyerek Tirebolu’da ki, Görele’de ki fakülteye gidebilmesi veya tersi, Tirebolu’da oturan öğrencinin günü birlik Giresun’da ki Üniversiteye gidebilmesi yaşam kalitesine ve Giresun ekonomisine çok şey katacaktır.

 

5-Kamu reformunda diğer bir önemli konu ise il ve ilçe sınırlarıdır. Elbette burada 5 – 10 km farktan söz etmiyoruz ama bir ilçenin 20 km mesafedeki ile değil de, 50 km uzaktaki bir ile bağlı olması anlaşılır değil. Eğer 50 adet il varsa, her bir ilçe kendine en yakın ya da kolay ulaşılır ile bağlı olması gerekir.

 

Diğer yandan bazı illerin merkez ilçelerinin yeniden belirlenmesi de hem hizmet dağıtımını hem de şehirleşmeyi kolaylaştıracaktır. Örneğin, Giresun il merkezinin Keşap’a alınması, Şırnak’ın Cizre’ye,   Hakkari’nin Yüksekova’ya alınması.

 

Diğer bir bariz örnek Gümüşhane’dir. Kelkit gibi bir coğrafya dururken bir dere içinde, iki dağ arasında Gümüşhane’yi büyütmeye çalışmak ne sonuç verdi? Gümüşhane merkezin mevcut nüfusu halen 53.000, üniversite öğrencilerini düşerseniz gerçek nüfus 40.000 in altına düşer, bir de memurları düşürün, geriye ne kalıyor? Kelkit’in ilçe olarak bile nüfusu 43.300. Yani Kelkit ‘’ben buradayım’’ diyor.

 

Kısacası büyümeye uygun olmayan il merkezlerini değiştirmek, hem o illeri büyütecek hem de kamu maliyetlerini azaltacaktır.

 

6-Karadeniz’de arazi yapısının engebeli olduğu herkesin malumudur. Sahile yakın bölgelerde yerleşim kolay olsa da, biraz yukarılara çıkılınca mevcut yerleşim ciddi riskler içermektedir. Dere içlerinde veya uçurum başlarında yapılaşma kontrolsüz şekilde halen devam etmektedir. Diğer yandan çoğu köydeki dağınık yerleşim devletin hizmet dağıtımını ciddi şekilde zorlaştırmakta ve maliyetleri ciddi şekilde artırmaktadır.

 

İnsanların tek başına planlayıcı olması beklenemez. Burada devletin mali yükümlülük altına girmesi gerekmiyor aksine kamu maliyetleri ciddi şekilde düşüyor. Devletin yapması gereken, kamu ve ya özel arazilerden uygun yeri planlayarak, toplu yerleşim için zorlayıcı olup gerisini halka bırakmaktır. Bu durumda da ciddi tasarruf sağlanacaktır.

 

Devletten ya da hükümetlerden beklentimiz yatırım yapması değil, düzenleyici ve denetleyici olmasıdır. Kısaca il olmanın, ilçe olmanın veya köy olmanın bir ölçüsü olması gerekir.

-90 şehir banliyö sistemiyle 50 bölge haline getirilebilir.

-Hava ulaşımı ve hızlı tren 50 il temelinde planlanabilir.

-50 il temelinde teşvik sistemi ve üretim planlaması yapılabilir.

-Devletin tüm bölge müdürlükleri 50 il temelinde yapılandırılabilir.

-Eğitim, sağlık ve güvenlik gibi öncelikli hizmetler istenirse 90 veya 100 şehir temelinde yapılandırılabilir.

 

-Merkez ilçesi değiştirilen iller ya da birleştirilip yeni merkez belirlenen iller planlı ve modern kentler haline getirilebilir.

 

Sonuç olarak, yine altını çizelim ki, Eyalet sistemi Türkiye’nin nicel ve nitel yapısına uygun değildir. Bütünşehir modeli iyi niyetli fakat eksik bir uygulamadır. Bize göre çözüm: 40 veya 50 vilayet kapsamında 90 veya 100 şehir, 1.000 ilçe, güçlü yerel yönetimler ve orman köylerinin köy statülerinin korunması şeklindedir.

 

Sağlıcakla kalın.

 

Nisan 2016, İzmir

BİLGİLER
tarafından 08 Eylül 2016 - 15:33 tarihinde yayınlandı.
OKUNMA
Bu Yazı Şuana Kadar 99 views kez Okunmuştur.
PAYLAŞ
Kaşe Tekstil
Yorum yapın

Yorum yapma kapalı.


Üye Girişi
Kullanıcı Adı
:
Şifre
:
Şifremi Unuttum?
SINOP İçin 5 Günlük Hava Tahmini
KÖŞE YAZARLARI
Anket
Aktif anket bulunamadı
Hamsilos
Son Yorumlar